7 Eylül

Köy okulları hayat bulsun…

Köy okulları hayat bulsun…
11 views
17 Nisan 2019 - 10:02

Eğitim seferberliğinin simgesi olan Köy Enstitüleri’nin kuruluşlarının 79’ncu yıl dönümü.

Eğitim alanında kırsal kesimde yaşayan halk ile kentliler arasındaki bozuk dengeyi eşitlemek ve köy halkına pratik bilgi vermek amacıyla 1936’ta Saffet Arıkan’ın Vekilliği döneminde Köy Eğitmeni projesi uygulamasına başlanır.

Askerliğini onbaşı veya çavuş olarak yapan gençler, Ziraat Bakanlığı’nın işbirliğiyle, modern tarım tekniklerini uygulayan Mahmudiye Devlet Üretme Çiftliği’nde yetiştirilerek köylere gönderilir.

Amaç, köye hem bir öğretmen hem de modern üretim araçları ve tarım yöntemleri sağlamak ve eğitimin mali yükünü hafifletmektir.

Kırsal kesime yönelik bu eğitim uygulaması hiç şüphesiz daha sonra kurulan Köy Enstitüleri için uygun koşullar yaratmış ve Köy Enstitüleri’ne geçişi kolaylaştırmıştır.

Çok partili rejime geçildikten (1946) sonra, yeni kurulan Demokrat Parti’nin (DP) yoğun eleştirileriyle karşılaşan Köy Enstitüleri bu dönemde belirgin bir duraklama geçirdi. 1947’de, Reşat Şemsettin Sirer’in milli eğitim bakanlığı sırasında, eğitim programları temelli yitikliklere uğradı ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı, Köy Enstitülerinin yönetici ve öğretmenleri değiştirildi. İbrahim Hakkı Tonguç görevden alındı. Aynı yıl, eğitmen kurslarına son verildi. DP’nin iktidara geldiği 1950 seçimlerinin ardından önce sağlık bölümleri kapatıldı sonra da Köy Enstitülerinin programı klasik  ilköğretmen okullarının programıyla birleştirildi (1951). Birkaç yıl sonra da çıkarılan 6234 sayılı yasayla Köy Enstitüleri tümüyle kapatıldı (1954) Köy Enstitülerinin adı İlköğretmen Okulu olarak değiştirildi.

Çok sayıda öğretmen ve eğitmen yetiştirmenin ve köy çocuklarına öğrenim olanağı sağlamanın yanı sıra Türkiye’nin kültür yaşamına damgasını vuran bir “köy kökenli aydın kuşağı” yaratan Köy Enstitüleri, yöneltilen bütün eleştirilere karşın kalıcı bir iz bırakmıştır.

AYDIN ÖRNEK OLABİLİR

Aydın’da köy enstitülerinin yeniden canlanması için çalışmalar yapılmalıdır.

Tahminimde yanılmıyorsam taşımalı eğitime geçilmesinden sonra 160 civarında köy okulu kaderine terk edildi. Bugün neredeyse harabeye dönen bu okul binaları büyükşehir belediyesi ya da ilçe belediyeleri tarafından alınıp bir enstitü olmasa bile köy halkının faydalanabileceği bir hale getirilebilir.

Ben belediye başkanı olsam en önemli ve en büyük projem bu olurdu.

En kötü ihtimalle köylü kadınlara (Zaten hepsi becerikli ve hünerli) el işi kursları, tarım, ziraat dersleri verilebilir. Okul öncesi eğitim için çocuklara bu okulların kapıları açılabilir. Birer atölye haline getirilip köylü kadınlara üretim şansı verilip ürettiklerinin ortak kurulacak bir pazarda satışı sağlanabilir.

Bunun en önemli örneği hemen yanı başımızda Çakırbeyli’de duruyor, Sultanhisar’ın Kavaklı mahallesinde keza.

Koçarlı’ya bağlı Yeniköy’de Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan atölyede kadınların el emeği göz nuru üretimlerini görmenizi mutlaka tavsiye ederim.

Ünlü marka mağazalarında bulamayacağınız güzellikte ürünler hem de 4 de 1’i parasına.

Çineli kadınlar çiçek yetiştiriyor bu pazarlarda satıyor.

Bu konuda Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun başarılı çalışmaları var.

Her ilçede AYBA vasıtasıyla açtığı çocuk kültür merkezleri de aslında geçmişin birer köy enstitüsü diyebilirim.

Çocuk Kültür Merkezleri’nin minyatürleri köy okullarında neden olmasın.

Köylü kadınlarımız kendi el emeklerini daha sanatsal, daha kültürel bir hale getirip neden kendi pazarlarında satıp para kazanmasın.

Belki atanamayan öğretmenler de bu sayede birer iş sahibi olabilirler.

Kalın sağlıcakla…

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.